-
AV. FAHRİ ARTAR
Tarih: 21-08-2026 17:40:00
Güncelleme: 21-08-2026 20:13:00
Ben de sevgili Ömer Önal abim gibi son zamanlarda beni sık sık geçmişe götüren anılarımı yazmak istiyorum. Şüphesiz ki benim de çocukluğuma, okuduğum yatılı okullara, 25 yıl hiç heyecanım azalmadan yaptığım öğretmenlik mesleğine ve halen devam eden avukatlık mesleğine ilişkin bir sürü acı tatlı anım var. Kimi zaman güldüren, kimi zaman sinirlerimi bozan, kiminde düşündüren, bazen pişmanlık içeren ama her seferinde beni içten içe ağlatan güzel anılar, hikâyeler.
Lakin olmuyor işte. Ülkenin gidişatı, tek adam sisteminin kalıcı olacağı endişesi, hukukun, demokrasinin, insan haklarının, eğitimin ve özellikle ekonominin gitgide kötüleştiği ve tüm bunları düzeltecek bir muhalefet partisinin bir türlü cesaretle ortaya çıkmaması, çıkanların da o beceriyi gösterememesi beni siyaset yazmaktan alıkoyamıyor maalesef.
Gerçi ben ve benim gibi samimiyetle ülkesi için endişe duyanlar, siyasetin kaynağındakilerin umurunda bile değiliz ama biz yine de bir çıkış yazmaya devam edeceğiz.
Menderes ilçesi belediye başkan vekili seçimleri açıkça gösterdi ki sevgili Yılmaz Özdil’in kehaneti (tecrübeye dayalı öngörüsü) yine haklı çıktı. Ne demişti Yılmaz Özdil aylar önce? Ne zaman CHP çeşitli siyasi partilere ayrılır, bölünür, bu haliyle girdiği her seçimi kaybetmesi kaçınılmazdır, bu hiç şaşmaz. Buna da geçmişten örnekler vermiş, özellikle 1994 yılı İstanbul ve Ankara belediye başkanlığı seçimlerinin bu şekilde kaybedilip belediye başkanlıklarının adeta altın tepsiyle AP’nin o dönemki versiyonlarına sunulduğunu belirtmişti.
Kuşkusuz haklıydı. Yılmaz Özdil bu tespitlerinden sonra bir de öneri sunuyordu.
“CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurmayın, CHP içinde kalıp mücadeleye devam edin.”
“Mücadele yolu kapanmıştır, butlan yönetimi mahkeme kararının kesinleşmesine kadar kongreye geçit vermiyor, parti içinde siyasi mücadele mümkün değil, yeni bir parti kurmaktan başka çaremiz kalmadı.” diyenlere ise kendini örnek gösterip, “Bakın ben yıllarca CHP’de kaldım ve CHP yöneticileri ile mücadele ediyorum, etmeye devam edeceğim.” demişti.
Öncelikle şunu söyleyeyim, Yılmaz Özdil’e canı gönülden katılıyorum, bir farkla.
Yılmaz Özdil, parti içinde kalıp mücadeleye devam edin derken kesinlikle haklıydı ancak bize göre artık “akil insan, kanaat önderi” mertebesinde gördüğümüz güzel insan, mücadelenin nasıl, hangi yollarla yapılması gerektiği hakkında somut bir bilgi vermiyordu.
Öyle ya, parti içinde mücadele olmalı ama bu iş nasıl olacak? Sürekli kavgayla, birbirine laf sokmakla bu işin olmayacağı apaçık ortada.
Esasen YouTube’daki konuşmalarını sürekli ve büyük bir haz alarak dinlediğim Yılmaz Özdil bunu hep yapıyor. Sorunları büyük bir bilgelikle, yılların getirdiği tecrübeyle en ince ayrıntısına kadar anlatan Yılmaz Özdil, “Ne yapmalı?” meselesine gelince somut, eyleme geçirilebilir herhangi bir öneri sunmaktan özellikle kaçınıyor. Herhalde çözümü de siz bulun, koca koca siyasetçileriniz, demek istiyor.
Her neyse, ben üzerime vazife olmasa da, halen CHP içinde sağduyulu, gerçekten iktidara gelip tek adam sisteminden ülkeyi kurtarmak isteyen kişilerin var olduğu inancıyla bu mücadelenin nasıl olması gerektiği hakkında bir paket sunayım.
Daha önceki yazılarımda bildirdiğim ve önerdiğim üzere öncelikle şu mutlak butlan davasının temyizinden feragat ediniz. “O zaman suçlamayı kabul edermişsiniz de, sizi komisyonlardan atarlarmış da…” bunları geçiniz efendim. Zaten büyük kısmınız partiden ayrılıp ayrı bir parti kurmadınız mı? Ayrıca hâlâ daha bu temyizden umudu olan var mı? Bence yok. Şu olabilir tabii ki. Gelecekte (tek adam istediği zaman) mutlak butlan davasının temyizi olumlu sonuçlanabilir, yani karar bozulabilir. Ama bu kesinlikle artık kimsenin işine yaramayacaktır.
Temyizden feragat edilip karar kesinleştiğinde artık kayyum yönetiminin olağan veya olağanüstü kongreden kaçmasına imkân yoktur. Diyelim ki hâlâ kıvırmalar devam ediyor, o zaman İstanbul Belediyesi önüne Ekrem İmamoğlu için yığdığınız binlerce partiliyi CHP Genel Merkezi’nin önüne yığarsınız; her gün ve çoğalarak, günlerce, aylarca… Alın size parti içinde kalarak bir mücadele yöntemi.
Bu önerime burun kıvırıp alaylı da olsa “Başka ne önerilerin var?” derseniz;
Bende mücadele ve çözüm önerisi çok, yeter ki siz samimiyetle talep edin. Ne de olsa biz Köy Enstitülerinin devamı olan öğretmen okulu mezunlarıyız.
Her zaman dediğim gibi tabii ki bu yazım, içinde en küçük bir ülke ve millet sevgisi olanlara ve gerçekten 70 milyon yoksulun acısını ta yüreğinde hissedenlere.