escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ÇEŞME KAYMAKAMI İLE ÇEŞME SOHBETİ

Bir süre önce Çeşme İş İnsanları Derneğinin düzenlediği bir toplantıda ilk kez karşılaştım Çeşme Kaymakamı, Mehmet Maraşlı ile. Toplantının konusu Çeşme turizmi ve şehrin sorunları üzerineydi. 

Toplantıda söz aldım ama biraz erken ayrılmak zorunda kalmıştım. Ayrılırken Kaymakam’a Alaçatı ile ilgili kitabımı da vermiştim. 

Geçenlerde kendisinden randevu istedim, sağ olsun hemen ertesi güne verdi. Sohbete başlamadan önce, kitabımı okuduğunu söyledi ve sohbet oradan başladı. Kendisi, benim Alaçatı’daki dönüşümü “soylulaştırma” olarak ele aldığımı ama bugünkü durumun pek de öyle olmadığını söyledi.

Soyululaştırmanın da bir tarzı ve niteliği olur diye haklı olarak tespitlerini ifade etti. 

Haklıydı, ben soylulaştırma modeli dönüşümün, Alaçatı’daki öncülerinin, bugünkü durumu hedeflemediklerini zaten kitapta da anlattım. Plansız ve denetimsiz bir dönüşüm gerçekleşti Alaçatı’da. Yeter ki sermaye gelsin anlayışı ile medeni dünyanın hiçbir yerinde izin verilmeyecek ruhsatlar verildi işletmelere.

Alaçatı’da soylulaştırma olarak başlayan sürecin, belli bir süre sonra soysuzlaştırmaya evrildiği konusunda aynı görüşteydik. Ancak soylulaştırma hareketi, yerli halkı dışlama konusunda hedefine ulaştı. Eğer bu dönüşüm kamucu bir yerel yönetim anlayışı ile gerçekleşseydi, sonuç farklı olurdu.

Bugün artık Alaçatı, mafyamsı yapıların, silahlı grupların, uyuşturucu ve seks tacirlerinin cirit attığı bir yer olarak, başta hedeflenen nitelikli turizmin çok ötesine düştü. 

Kaymakam, otellerin neredeyse yüzde altmışı satılık diye bir bilgi verdi. Yani otel işletmecilerinin sürekli el değiştirdiğini, turizmcilerin aradığını bulamadığını ifade etti. 

Bütün bunlar sürpriz değildi. Alaçatı kentli orta sınıfların, kendi sınıfsal ayrıcalıklarını hissedecekleri, metropol dışı mimari değeri olan küçük kasabalarda özel yemekler yiyecekleri jaz ve blues müzik dinleyecekleri, resim ve heykel sergileri gezecekleri bir yer olarak tercih edilmişti. Ama öyle olmadı. Olmayacağını en az 15 yıl önce dönemin belediye başkanı ile yaptığım röportajda dile getirmiştim. Bugün yaşananlar sürpriz değil.

Kaymakam Mehmet Maraşlı’da özellikle Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden örnekler vererek turizmin her koşulda olumlu bir sektör olmadığını ve dolayısıyla bazı ülkelerin artık turist istemediğini söyledi. “Turizm İdeolojisi” başlıklı yazımızda biz de buna değinmiştik.

Çeşme’nin turizmden inşaat şehrine dönüştüğü görüşündeyim birkaç yıldır. Nitekim Turizmciler de Çeşme’nin giderek rezidans çöplüğüne döndüğünü ve sezonun kısalığı yüzünden çok sayıda otelin satılık olduğunu dile getirmekteler.

Ege Turistik İşletmeler Ve Konaklamalar Birliği Başkan yardımcısı Bülent Tercan, Çeşme ve Alaçatı’da satılık otel sayısının 130’u geçtiğini ve Çeşme’de turizm yerine rezidans çöplüğünün tercih edildiğini açıkladı. 

Sohbet tarımdan, şehir mimarisine kadar çok değişik konulara da yayıldı. Bir ara kalkmak istedim, çok meşgul ettim diye ama sağ olsun, biraz daha kalmam için ısrar etti.

Çeşme ve Alaçatı’nın turizmi sadece otel ve restorana indirgemesi sonucunda, doğa ve kültür epeyce ihmal edilir duruma gelmiş bulunuyor. Şehir inşaat furyası içinde kimliğini ve kent hafızasını iyice silikleştiriyor maalesef. Bu konuda Eritrai ve İsmail Obası örneklerini de verdim. Biri 12 İyon kentinden biri. Diğeri ise, Türklerin Çeşme’deki ilke yerleşimi. 

Son olarak, uzunca bir süredir yazdığım ve anlattığım bir meseleye getirdim konuyu. Örnek çok da, bu oldukça çarpıcıydı. Büyükşehir Yasası kapsamında 2014 yılında Alaçatı Belediyesi ortadan kalkınca, belediye mülklerinin dağıtımı gerçekleşti. Aynen köy malları gibi.

Bu arada Alaçatı meydanındaki eski Belediye Binası, hangi gerekçeye dayanarak bilmem Çeşme Müftülüğüne verildi. Olacak iş değildi. Ama ne Belediye yönetimi ne de Alaçatılılar buna ses çıkardı. Oysa bu bina Cumhuriyetin ilanından bugüne Alaçatı şehir tarihinin önemli bir tanığı. Önemli bir tarihsel ve kültürel miras.

Tek Parti döneminde CHP Belde binası olarak görev yapmış. Daha sonra Halk Odası olmuş ve ardından da uzun yıllar Alaçatı Belediye Başkanlığı binası olarak hizmet vermiştir. 

Şimdi siz bunu alıp Müftülüğe verdiğinizde, bir anda önemli bir hafıza mekanını etkisiz kılıyorsunuz. Yani tarihinden koparıyorsunuz. 

Valilik dağıtım yapınca ses çıkarılmamıştır belki dedi Kaymakam. Öyle şey mi olur diye karşılık verdim. Vali kararı Allah kelamı mı, pekâlâ değişebilirdi, Çeşme Belediyesini ısrarı veya hukuk mücadelesi ile. Halen de değişebilir diye düşünüyorum. 

Önerimi söyledim. Müze değil belki ama bir Anı Evi olabilir burası. Alt katı kafetarya ama özel değil kamu işletmesi, üst katında da Alaçatı Mübadele ve Muhacir tarihi fotoğrafları ve belgelerinin yer aldığı bir koleksiyon sergilenebilir. 

Umutlu değilim önerimin karşılık bulacağından. Bu binanın Müftülüğe verilmesi Valiliğin hatası ama bunu geri almak konusunda duyarsızlık da Belediye yönetimlerinin suçu.

 

NOT: Başka konular da konuştuk, başka önerilerim de oldu Kaymakam Beye, belki başka zaman yazarım.  

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum