escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

PARSEL PARSEL ÇEŞME-4

Çeşme’de on gün içinde, kamuoyunun gündemine iki önemli konu geldi. Biri Çeşme Belediyesine ait, Alaçatı sahilindeki 2,5 milyar değerindeki arsanın, Alataş’a devriyle ilgili tartışmalardı. İkincisi ise, İzmir Çeşme Otoyolunun satılacağına ilişkin iddialar ve buna yönelik itirazlardı. 

Duygusal olarak kutuplaştığımız için, birine tepki verenler diğerini sessizce geçiştirmeye çalıştı. Belediye arsalarının satışı ve özelleştirilmesine karşı olanlar, otoyol özelleştirmesinde, tersine otoyol özelleştirmesine karşı olanlar da çok değerli belediye arsalarını sermayeye açılmasını sessizce geçiştirdiler. 

Oysa olay aynıydı. İkisi de halkın olan değerlerin sermayeye devrini ve kamunun küçülmesini içeriyordu. 

Bir süredir parti ya ada kutup taraftarlığı nedeniyle kamuoyu, karpuz gibi ikiye ayrılmış durumda. Ama buna karşılık profesyonel siyasetçiler, farklı partilerde olsalar da bazı konularda kolay anlaşabiliyorlar. Bunun olumlu örnekleri de var olumsuz örnekleri daha fazla olmakla birlikte. 

Çeşme Kiralık Sosyal Konut Projesi, Çeşme Belediye Meclisinde oybirliği ile onaylanmıştı. Bu olumlu örnek. Ama bazı sermaye grupları ve inşaat firmalarının önceden kapattığı, plan dışı alanların imara açılmasında da oybirliği sağlandı. Hem Çeşme’de hem Büyükşehirde. Cemil Tuğay, bu durumu, “ne yapalım, Bakanlığın baskısına dayanamadık” diye açıklamıştı. 

Parti ve şehir ayrımı olmaksızın, Belediye iştiraki şirketlerin, büyük ölçüde serbest atış alanı olarak kullanıldığı biliniyor. İhaleler keyfe göre veriliyor, iki yönetim kurulu üyesinin imzası ile mülkler satılabiliyor, kiralanabiliyor falan. Nitekim kuyruğu kaptıran Keçiören Belediye Başkanı da Portaş adlı Belediye şirketi ile soruşturmaya konu olunca, Saray kapısını çalmaya başladı.

Çeşme Otoyolunun özelleştirilmesi, ulaşımın pahalılaşmasına yol açar. Bunu protesto edenler çeşitli şekillerde dile getirdiler. Bölgede rezidans artışı da Çeşme’nin pahalılaşmasına yol açar, bunu söyleyen pek yok. Buraya uluslararası sermayenin lüks tesisler yapması da aynı sonuçları doğurur.

Alataş marifetiyle Çeşme’nin ve kamunun nasıl zarara uğratıldığına ilişkin çeşitli örnekler vermiştik. Bunların bir kısmı, zaten MHP’li meclis üyeleri tarafında suç duyurusu olarak da Savcılığa bildirilmişti. 

Ancak zaten Savcılığın elinde buna ilişkin o kadar çok belge ve bilgi var ki… Geçen yıllarda ve bu yıl yerel basında yer alan Port Alaçatı davalarında tanık ifadeleri bunu net olarak ortaya koyuyordu. Biz de çeşitli örnekler verdik ama mahkeme kayıtlarına yansıyan bir örnek daha verelim. Şirket ortaklarından biri, satılan villaların gerçek değerinden değil de rayiç bedel üzerinden gösterildiğini, kendine de bunun üzerinden, hissesi oranında para ödendiğini söylüyordu.

Port yöneticileri ise, aradaki farkın yarısını elden ödemeyi öneriyordu. Şirket hissedarı buna itiraz edince de, “ama gerçek değerinden gösterseydik, çok miktarda vergi ödeyecektik” diye karşılık veriyordu. Yani o kadar aleni itiraflar dile getiriliyordu ki, kaçırdığımız vergi ve gerçek paydan alacağımız hisse bizim hakkımız diyordu yöneticiler.

Bu ifadelerde vergi kaçırma itirafı var, buraya hissedar olan Belediyenin payından çalma var ama daha da önemlisi geriye kalan payların, yani gösterilen satış rakamı ile gerçek satış fiyatı arasındaki farkın elden paylaşıldığına ilişkin itiraflar var. Bu şirkete çok miktarda arsa vermiş ve hissedar olan Belediyenin sessizliği de önemli bir detay.

Bu konuyu son bir fotoğraf betimlemesi ile kapatalım. Zaten anlayan anladı, duygusal bakanlar da örnek ne kadar fazla olursa olsun, bu konuları düşünmek istemeyecektir. Ama AKP de yolsuzluk yapıyor, kamu mallarını özelleştiriyor diye savunma çocukça. Yani hırsızlık ve yolsuzluğa değil, AKP ve MHP’nin yapmasına karşıyız demektir. Ve ortadaki gerçek de budur. 

Basında yer alan fotoğraf şuydu: Port Alaçatı yöneticileri, CHP Milletvekili ve Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Gökhan Zeybek’i Ankara’da ziyaret etmişti. Daha sonra da, Gökhan Zeybek ile birlikte, yine Genel başkan Yardımcısı olan Burhanettin Bulut’un birlikte Port Alaçatı Otel’de (Belediyeye ait otel ama işletmecileri Port yöneticileri) söz konusu yöneticileri ziyaret etmişler, birlikte poz vermişlerdi. 

Tabi, bu kadar yolsuzluk ve çevre sorunlarına yol açtığı iddiaları ile gündeme gelen bir şirketin yöneticilerini, CHP Genel başkan yardımcıları niçin ziyaret eder, sorusu, Çeşme Belediyesine ait ruhsatı olmayan ama ikamet edilen villaların önünde asılı kaldı. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum