escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

TURİZM İDEOLOJİSİ

Turizm hem bir ekonomik sektördür hem de ideoloji. İdeolojik tarafının en bilindik ve ana mesajı, turizmin bacasız sanayi olduğu yönündeki slogandır. Yani bu ideolojiye göre, turizm üretimdir, kalkınmadır, istihdamdır ve hem de bütün bunları çevreye zarar vermeden yapar mesajıdır bu.

Batı ülkelerinde bu klasik turizm ideolojisi çoktan terk edilmiştir. Çünkü turizmin hiç de bacasız sanayi olmadığı çoktan anlaşılmış ve bu nedenle sürdürülebilir turizm, ekolojikturizm gibi çok sayıda yeni kavram/model üretilmiştir. 

Hatta tahmin edilenin aksine, turizmde en ileri ülkelerin bir kısmı, turizm hareketlerini teşvik etmekten vaz geçmiş, bazı yerlerde sınırlamalar bile getirmiştir. 

Çünkü turizm, bacasız sanayi değildir. Baya bacalı bir sektördür. Özellikle bizim gibi kontrolsüz ve plansız bir şekilde turizm hareketini teşvik eden ülkelerde, turizm oldukça kirletici özelliklere sahiptir. 

Ülkemizde bilhassa Özal hükümetleri döneminde başlayan, Turizm Teşvik Yasaları ile yol verilen kıyı ve orman kıyımları, çevre tahribatının çarpıcı özellikleri arasındadır. Günümüzde de bu tüm hızıyla devam etmektedir. Yani turizm uğruna doğal ve tarihi alanları tahribi meşru görülmektedir. 

Kontrolsüz bir şekilde belli bölgelerde turistik tesislerin çoğalması, trafik, otopark, yol, kanalizasyon gibi birçok soruna da yol açabilmektedir. Otellerden denize salınan fosseptikler adeta sıradan olaylar haline gelmiştir.

Turizmin teşvik edilmesinde, ülkenin döviz kazanması gibi gerekçelere ek olarak, istihdam yaratıcı özelliği de öne çıkarılır. Bölgedeki işsizlere iş kapısı olduğu vurgulanır sıklıkla. Tabi ki bir otel ya da başka bir turistik işletme işçi çalıştıracaktır. Ama hiçbir işletme istihdam yaratmak için yatırım yapmaz. Onun hedefi istihdam değil, kardır. 

Üstelik turizmin yarattığı istihdam büyük çoğunlukla mevsimliktir. Yani çalıştırdığı elemanların büyük çoğunluğunu, turizm mevsimi dışında işten çıkarır. Dolayısıyla, bu türden işlerde çalışanlar, yılın diğer yarısında başka işler aramak zorunda olduğu gibi, tazminat haklarını da kaybederler. 

Turizm yatırımları, o bölgeye sadece turist çekmez aynı zamanda yeni nüfus da çekerler. Turizm ve yan sektörlerine bağlı olarak o bölgeye inşaat tadilat, tamirat ve diğer tedarik alanlarında çalışmak üzere yeni göç dalgaları oluşur. Turizm sektöründe çalışanlar da inşaat ve tadilat sektöründe çalışanlar da yılın yarısında işsiz kalırlar.

Turizmin diğer olası bir etkisi, o bölgeden pahalılığa yol açmasıdır. Çoğu turistik bölgeden bina ve kira fiyatlarının artması sonucunda, neredeyse bütün ürünler ve hizmetler pahalanır. Restoran, manav, tesisatçı, kasap, pastane, kuaför gibi hemen her alanda turistik bölgede fiyatlar diğer bölgeler göre artar.

Bu sayede yerel halkın bir kısmının gelirinde de artış olur ama bu çok sınırlı kalır. Dolayısıyla turizm ile yerel halkın refahı artmadığı gibi, alım gücü azalarak yoksullaşır. 

Turizm hem sermaye hem de hükümetler/yerel yönetimler tarafından kutsanan bir sektör olduğu için, çok ciddi ayrıcalıklardan yararlanır. Bu en başta inşaat sektörünü de harekete geçiren bir faktöre dönüşür. 

Kuşadası, kontrolsüz ve plansız turizm nedeniyle kimliğini kaybetmiş bir şehre dönüştü. Bodrum ve Çeşme ise yeni dönemin dinamikleri ile ciddi tehdit altında bulunuyor. 

Kuşadası’nda seksen sonrası turizm furyası ile patlayan otel inşaatları, sadece turizm değil, inşaatçıların ve mafyanın da gözdesi olmuştu. Şimdi Bodrum ve bilhassa Çeşme, aynı güzergaha girmiş bulunuyor. 

Kentli orta sınıfların, yerli yabancı ve özellikle İstanbullu, Çeşme gibi kıyı kasabalarına ilgilerinin artışında çeşitli faktörler rol oynuyor. Öncelikle bu kesimler, sınıfsal ayrıcalıklarını hissedecek yeni ve pahalı tüketim tercihlerine sahiptir. Otomobilleri, kıyafetleri ve yiyip içtikleri hep pahalı olmalıdır. Mekan tercihleri de böyledir. Onun için yazlık siteler değil, bağımsız rezidansları tercih ediyorlar. Ya da Port Alaçatı gibi elit gettolarını. 

Bu aşamada inşaat baronları, turizm ideolojisi ve ayrıcalıklarından yararlanarak, turizm ruhsatıyla rezidansinşaatlarına hız vermiş bulunuyorlar. Böylece kıyı işgalleri kolaylaşıyor ve turizm maskesi sayesinde imar ayrıcalıkları ve vergi muafiyetleri sayesinde karlarına kar katabiliyorlar.

Turizm günahsız bir sektör değil, anlatmaya çalıştığımız gibi, ama onunla maskelenen inşaat furyası sayesinde Çeşme, telafisi imkansız tahribatlara uğruyor. Yıldız Burnu, Paşa Limanı, Ayasaranda ve Ayayyorgi gibi koylar, bu şehrin kutsal alanları olarak kalmalıydı ama sonuç ortada. 

Çeşme turizm kenti olduğu kadar ve hatta belki daha çok inşaat kentine dönüşmüş durumda. Çünkü İnşaat daha kolay, daha çok karı daha kısa sürede sağlıyor. Ve bu barbar süreci maskeleyen de yine turizm ideolojisi oluyor maalesef.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum