escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Emeğimiz ve Hayatımız İçin 8 Mart

8 Mart’a bir kez daha ağır bir gerçekliğin içinden gidiyoruz. Kadınların yalnızca eşitsizlikle değil, doğrudan hayatlarını hedef alan bir düzenle karşı karşıya kaldığı günlerden geçiyoruz.

Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz.

Her gün bir kadının evinde, işyerinde, sokakta hayattan koparıldığını öğreniyoruz.

Bu cinayetler çoğu zaman “münferit olaylar” gibi sunuluyor. Faili farklı, hikâyesi farklı gibi gösteriliyor. Oysa gerçeği görmek için çok uzağa bakmaya gerek yok.

Kadınların yaşamını değersizleştiren, emeğini görünmez kılan, yoksulluğu büyüten ve şiddeti besleyen aynı düzenin içindeyiz.

Bugün kadınlar yalnızca eşitsizlikle değil, aynı zamanda yoksullukla, güvencesizlikle ve hayatta kalma mücadelesiyle karşı karşıya. Fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda, evlerde… Kadınlar hem çalışıyor hem evin yükünü taşıyor hem de çoğu zaman emeğinin karşılığını bile alamıyor.

Ekonomik kriz derinleştikçe ilk gözden çıkarılan yine kadınların emeği oluyor. İşsizlik arttığında kapının önüne ilk konulanlar kadınlar oluyor. Yoksulluk büyüdüğünde evdeki açlıkla ilk yüzleşen yine kadınlar oluyor. Ve bütün bu tabloya bir de şiddet ekleniyor.

Kadınların yaşamı bu kadar değersiz görülürken kadın cinayetleri de tesadüf olmaktan çıkıyor. Çünkü bu düzenin doğasında sömürü var. Bu düzenin doğasında eşitsizlik var. Bu düzenin doğasında şiddet var. Bu nedenle kadınlar artık yalnızca hak talep etmiyor; aynı zamanda bu düzenin dayattığı kaderi reddediyor.

İşte bu yüzden bu yıl 8 Mart’a giderken dile getirilen söz çok anlamlı:

“Emeğimiz ve hayatımız için yolları ayırıyoruz.”

Yolları ayırmak demek yalnızca bir slogan değildir. Bu düzenin bize çizdiği sınırları kabul etmemektir. Kadınların emeğini sömürenlerden, hayatlarını değersiz görenlerden, şiddeti ve gericiliği besleyenlerden, kadın haklarını yalnızca bir vitrin süsü gibi kullananlardan yolları ayırmaktır.

Bugün kadınların karşı karşıya olduğu karanlık yalnızca bireysel suçlarla açıklanamaz. Bu karanlık; yoksulluğu büyüten, emeği değersizleştiren ve toplumun üzerine gericiliği bir gölge gibi çöktüren politikaların sonucudur.

Bu yüzden kadınların mücadelesi yalnızca bir günün meselesi değildir.

8 Mart yalnızca bir anma günü de değildir.

8 Mart; ekmek için, emek için, eşitlik için verilen mücadelenin simgesidir.

Bugün kadınlar yalnızca daha iyi koşullar istemiyor. Daha adil, daha eşit ve daha özgür bir yaşam talep ediyor. Ve biliyoruz ki bu mücadele yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının mücadelesidir. Çünkü bir ülkede kadınlar güvende değilse, o ülkede hiçbir yurttaş gerçekten özgür değildir.

Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda bir mücadele çağrısıdır. Kadınların emeğini değersizleştirenlere, yaşamını tehdit edenlere, eşitsizliği ve karanlığı büyütenlere karşı sesimizi yükseltme günüdür.

Bu 8 Mart’ta bir kez daha hatırlatıyoruz: Kadınlar yalnızca eşitlik talep etmiyor, yaşam hakkını savunuyor. Emeğinin değersizleştirildiği, yoksulluğun büyütüldüğü, şiddetin sıradanlaştırıldığı bu karanlık düzene razı değiliz. Çünkü biliyoruz ki kadınların mücadelesi yalnızca kadınların değil, daha adil ve daha özgür bir toplum isteyen herkesin mücadelesidir. Ve biliyoruz ki kadınlar bir araya geldiğinde yalnızca hayatlarını savunmaz; aynı zamanda geleceği de değiştirir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum