-
ÖMER ÖNAL
Tarih: 31-05-2026 17:57:00
Güncelleme: 31-05-2026 17:57:00
Ben Alaçatı’da doğmuş, büyümüş ve ömrünü bu toprakların kültürüne, insanına ve hafızasına tanıklık ederek geçirmiş eski bir Alaçatılı olarak bugün içimde büyük bir burukluk hissediyorum. Çünkü bir zamanlar Alaçatı’nın sanatla, kültürle ve insan sesiyle yaşayan en önemli mekânlarından biri olan Alaçatı Atatürk Kültür Merkezi, yıllardır sessizliğe terk edilmiş durumda.
1991 yılında temeli, ülkemizin değerli devlet insanlarından rahmetli Erdal İnönü tarafından atılan bu kültür merkezi, o yıllarda Alaçatı için yalnızca bir bina değildi. Burası insanların bir araya geldiği, çocukların heyecanla etkinliklere katıldığı, tiyatroların sahnelendiği, sinema gösterilerinin yapıldığı, söyleşilerin düzenlendiği bir kültür yuvasıydı. O yıllarda Alaçatı’nın insanları kültüre, sanata ve birlikte yaşamaya daha çok sarılırdı. İnsanlar burada yalnızca etkinlik izlemezdi; birbirini tanır, sohbet eder, düşüncelerini paylaşırdı. Alaçatı’da yaşayan ve Sanat seven birçok kişi, “Cevat Fehmi Başkurt’un” eseri olan “Buzlar Çözülmeden” eserine çalışırlarken ben de katılmıştım.Hatta “Hacı Murat” rolünü oynamıştım. Hatıralarım var bu Atatürk Kültür Merkezi’nde.
Alaçatı Belediyesi kapatıldıktan sonra ne yazık ki bu güzel yapı da yavaş yavaş unutulmaya başlandı. Koskoca kültür merkezi yıllardır atıl durumda bekliyor. Her önünden geçtiğimde içim sızlıyor. Çünkü bu bina yalnızca beton duvarlardan oluşmuyor; burada Alaçatı’nın anıları, çocukların sesi, geçmişin izleri ve insanların ortak hafızası var.
Bugün Alaçatı çok büyüdü. Yaz aylarında dünyanın birçok yerinden insanlar geliyor. Yeni işletmeler açılıyor, sokaklar kalabalıklaşıyor. Ancak Alaçatı’nın ruhunu ayakta tutacakolan yalnızca taş evler, restoranlar ya da ticaret değildir. Bir beldeyi asıl yaşatan; onun kültürü, sanatı, hafızası ve insanlarının birbirine olan bağlılığıdır.
Bu yıl düzenlenen Alaçatı Kitap Günleri bana yeniden umut verdi. İnsanların kitaplara, söyleşilere, yazarlara ve kültürel etkinliklere ne kadar özlem duyduğunu bir kez daha gördük. Demek ki Alaçatı hâlâ kültürü seven, düşünceye değer veren bir yer olma özelliğini kaybetmemiş. İşte tam da bu yüzden Atatürk Kültür Merkezi yeniden ayağa kaldırılmalıdır.
Geçmiş dönemde kültür merkezinin güçlendirilerek yeniden hizmete açılacağı söylenmişti. Ancak aradan geçen yıllarda maalesef somut bir çalışma göremedik. Oysa bu bina yeniden düzenlenirse gençlerimiz burada tiyatro yapabilir, öğrenciler söyleşilere katılabilir, çocuklar sanatla buluşabilir. Sinema günleri, konserler, kitap etkinlikleri ve kültürel toplantılar düzenlenebilir.
Ben inanıyorum ki bir toplumun geleceği yalnızca beton binalarla kurulmaz. Kültürünü kaybeden toplumlar zamanla birbirine yabancılaşır. Oysa sanat insanları bir araya getirir, düşünceyi büyütür ve gençlere umut verir.
Bugünkü belediye yönetiminden en büyük temennim, Alaçatı Atatürk Kültür Merkezi’ne öncelik vermesidir. Çünkü bu yapı yeniden canlanırsa yalnızca bir bina açılmış olmayacak; Alaçatı’nın kültürel ruhu da yeniden nefes alacaktır.
Ben eski bir Alaçatılı olarak hâlâ o salonlarda yankılanan insan seslerini, çocukların heyecanını ve o güzel günlerin sıcaklığını unutmadım. Dilerim ki bir gün o kapılar yeniden açılır ve Alaçatı halkı kendi kültür merkeziyle yeniden buluşur.
- UMUDUMUZU KIRMAYIN
- KARA YUSUF’UN IŞIĞI Bir Öğretmenin Anısına!
- KASAP İBRAHİM
- ALAÇATI’YA YAKIŞAN KİTAP GÜNLERİ
- HALDUN’UN ARDINDAN BİR KASABA HİKÂYESİ
- ALAÇATI’NIN BEŞİNCİ TARİHİNE DAİR
- VEYSEL AMCA
- ALAÇATI’NIN HAYRİYE ABLASI
- ALAÇATI’NIN RİZO ABİSİ
- Bir Kasabanın Hikâyesini Değiştiren İsim: Remzi Özen
- TAŞLARDA KALAN HAFIZA VE YAŞAYAN RUH
- ALSANCAK’TA BİR YÜRÜYÜŞ, KİTAPLARIN SESSİZLİĞİ