-
ÖMER ÖNAL
Tarih: 23-02-2026 20:59:00
Güncelleme: 23-02-2026 20:59:00

Bazı insanlar vardır; isimleri nüfus kâğıdında yazar ama gerçek adlarını hayat verir. İbrahim Tuncel de onlardan biridir. Alaçatı’da onu kimse İbrahim Tuncel diye çağırmaz. O, çocukluğundan bugüne herkesin dilinde “İbroş”tur. Bu, bir lakaptan çok daha fazlasıdır; aidiyetin, tanışıklığın, güvenin kısaltılmış hâlidir.
İbroş Abi’nin hikâyesi, 1918 yılında Arnavutluk’tan göçle başlar. Ataları, umutlarını bohçalarına sarıp Alaçatı’ya yerleşir. Toprak onları kabul eder; onlar da toprağı. Ve yıllar sonra, bu toprakların bağrında İbroş abi dünyaya gelir. Bugün 84 yaşında… Ama yaşı, takvimle değil; sürdüğü tarlalarla, diktiği ağaçlarla, emekle ölçülür.
Gençliğinden itibaren hayatını tarıma adamıştır. Tütün ekmiştir, anason ekmiştir. Domatesten soğana, zerzevatın her çeşidi onun elinden geçmiştir. Toprakla konuşmayı bilenler vardır. Ne zaman su ister, ne zaman dinlenmek ister? Anlarlar. İbroş abi de onlardandır. Tarlalarının bir köşesine zeytin, bir köşesine meyve ağacı dikerken aslında geleceğe notlar düşmüştür. “Ben giderim,” demiştir belki içinden, “ama bunlar kalır.”
Öyle zamanlar olmuştur ki tarlayı beygirlerle sürmüştür. Demirin toprağa değdiği, insanın gücünü hayvana, hayvanın sabrını insana emanet ettiği yıllar… Haftada bir gün caminin etrafındaki pazar yerinde kendi yetiştirdiği ürünleri satar; kazandığı parayı cebinde değil, yine toprakta saklardı. Çünkü o, paraya değil; toprağa güvenirdi. Toprağın kimseyi yarı yolda bırakmadığını bilirdi.
İbroş abinin hayatı sadece üretmekten ibaret değildir; paylaşmak da bu hayatın temel direğidir. Aile bağları güçlüdür. Misafirlikler eksik olmaz, sofralar kalabalık olurdu. Sohbetler tarımdan sağlığa, hayattan insan olmaya uzanırdı. Çünkü o bilir ki toprakla uğraşan insan, zamanı da sabrı da öğrenir.
İki kızı ve bir oğlu vardır. Kızları evlenmiş, oğlu da evli olup onunla birlikte çalışmış, omuz omuza emek vermiştir. Birlikte üretmiş, birlikte kazanmışlardır. Zaman değişmiş, Alaçatı başka bir yüze bürünmüştür. İbroş Abi de bu değişime sırtını dönmemiş; iki evini birleştirerek güzel bir otel yapmıştır. Bugün bu oteli oğlu, ailesiyle birlikte, büyük bir özen ve keyifle işletmektedir. Bu, emeğin kuşaktan kuşağa sessizce devredilmesidir.
Hayatı boyunca ağzına bir damla dahi alkol ve sigara almamış, bedenini ve ruhunu yormamıştır. Sağlıklıdır, güçlüdür. Belki de bunun sırrı, sabah toprağa basarak uyanmakta; akşam alnındaki terle günü kapatmaktadır. Çünkü bazı ömürler vardır, doğaya karşı değil; doğayla birlikte yaşanır.
İbroş abi, Alaçatı’nın yaşayan hafızalarından biridir. Onun ellerinde toprağın çizgileri, yüzünde emeğin izi vardır. O, bize şunu hatırlatır: “İnsan ne kadar sahip olduğuyla değil, neye sadık kaldığıyla yaşlanır.”
Sağlıkla, huzurla geçecek nice yılların olsun İbroş abi… Toprak seni tanıyor, biz de…
- HAKİM NİHAT TINAZ; BIR ALAÇATI HAFIZASI
- ALAÇATI’NIN KAYBOLAN GÖLGESİ
- Selamsız Geçilmeyen Evlerden Selamsız Sokaklara
- 1974 Hatıralarım: Gençliğin Dikişleri
- ECZACI EROL
- Sinekli Bakkal’dan Alaçatı’ya: Aynı Hikâyenin İki Yüzü
- Eski Alaçatı’dan Kalan Bir İz: Şaban Özen
- Hayat Bu Kadar Güzel Olur mu?
- Alaçatı’nın İbiş Abisi
- TOPRAK – ALAÇATI’DA BİR ÇOCUKLUK
- Bir Dostluk, Bir Ömürlük Dikiş
- Alaçatı’nın Yüzü Gülen İnsanı: Süleyman Akkaya